Tüge Dağaşan
Şair Gözüyle
BİR ÇİÇEK BOYNU BÜKÜK
Tüm mesele bir kitapta beğendiğin bir sayfanın ucunu kıvırabilmekti, fotoğraflar ve notlar bırakabilmekti kenarına ve daha fazlası.
Mesela bir çiçek boynu bükük. Tamamlamak değil tamamlanmaktı o kitabın sayfasında. Boynu bükük bir çiçekle veyahut bir not düşerek cümlenin içine.
Eş zamanlı okunan birkaç farklı kitap; aynı konuda ve isimde ya da benzer bir olayda birleşiyorsa vardı elbet bir sebep.
Sebepsiz hiçbir şey olmaz derler. Sebepsiz bir şey olur mu? Bir kitap mesela sebepsiz okunur mu? Sebepsiz okunmaya başlansa da okundukça sebepler doğmaz mı?
Mesela bir insan neden doğar, madem doğdu neden ölür?
Varolmanın bilinmez boşluğu, yokolmanın dayanılmaz boşluğu ile ölçülürse, hangisi hangisini geçer bu bir karış ömürde?
Kaç karış kumaş gerek bir canı örtmeye? Kaç ayak olmalı insanın kapladığı yer? Kaç kulaç atarsa yüzmeyi başarır bu engin denizde?
Bir kitap okunurken boynu bükük bir çiçeğe rastlayınca gülen yüzü, neden bir günde bu kadar gülmez?
Günlerin getirdiği ve daha çok da götürdüğü nedir bir insan ömründe?
Boynu bükük bir çiçek güldürebiliyorsa yüzünüzü, bu çiçeğin değil çiçeği sunanın marifeti daha çok. Sunulan her bir çiçeğe bir kulp taksalar da çiçekler sunun sevdiğiniz insanlara. Budur insanı ayakta tutacak olan, yüzü öldürecek olan, yüzün gülmesini sürdürecek olan. İnanın budur. İnsan, üzerinde taşıdığı ağırlık ile dökülürken adım adım toprağa, bir iz daha bıraktı sanıyor. Bıraktığı iz başka insanlar sırtlansın diye filizleniyor. Yükü olmayan her seferinde yeni bir yük sırtlansın ve yürümeye devam etsin diye sırf.
Yürümenin daha ağır bir hali yoktur. Yüklerin verdiği ağırlık ile iki büklüm olan insan omurgasını kaybederek devam eder yola, yolun halini görmeyerek, omurgası tamamen eriyip sürünmeye başlayınca anlıyor, anladığı anda da kabullenip devam ediyor ya da yolun bir köşesine bırakıyor kendini, tamamen toprağa karışmak için.
Bir çiçek oluyor boynu bükük, fotoğrafları süsleyen ya da kitap sayfalarını.
Bir çiçek boynu bükük ne güzel güldürüyor insanı.
Bir çiçek boynu bükük…
“Bu ağırlık yüreğimin üzerine yığılınca beni öldürüyor” diyor kitabın sayfaları. Ağırlık diyor yani bir nevi yük… Yükleri toplayıp kitap sayfalarından sırtıma alıyorum, daha ağır yürüyebilmek için belki, belki yığılıp kalmaya sebebim olsun diye biraz daha. Biraz daha birikmesi için yüklerimin, kendi yüklerim yetmiyormuş gibi. Sayfa aralarından çıkan boynu bükük çiçeklere gülümseyerek ve okuyarak bulundukları cümle aralarını.
Bir çiçeği keser gibi kesiyorum sayfadan taşan cümleleri, oysa hiç çiçek kesmeyen biriydim eskiden ben de. Çiçekleri sunmak için keser oldum bir şire. Çünkü en çok da bir çiçek yakışır bir çiçeğe.
